Olimpiyatlar ve Türkiye

Muharrem Kazer ile Olimpiyatlar

Spor deyince öğretici de olan oyunu anlamış oluruz. Eski toplumlar da geleneksel sporlar ile hayata hazırlanırlardı. At üstünde ok atanlar bu biçimde yaşamış olan toplumlardı. Güreş de mücadeleye hazırlanmaktır. Eski Yunan olimpiyatlarında yapılan da buydu. Koşu, cirit ve disk atma, atlamalar savaşlarda şart olan bedensel yetenekleri geliştirirdi. Uzakdoğu’da da savaşma ve savunma felsefelerine uygun oyunlar geliştirilmişti. Sonra zamanla bu oyunlar bir tören ve eğlence biçimi edindi. OLİMPİYAT adını aldı.

Bu “oyunlar” insanı aşar ve daha başka canlıları da kapsar. Kediler, köpekler, aslanlar, vb. “çocuk” iken oynarlar. Oyunları bir tür kavga, güreş gibidir. Minik kediler, her oynaşan nesneye saldırırlar ve büyüdüklerinde nasıl avlanacaklarını öğrenirler.  Tabii bu oyunlar ne kadar hoş, eğlendirici ve sevimli de olsa, gerçek hayattaki karşılığı öyle değildir. Küçükler büyüyüp kocaman aslanlar, kediler, insanlar olup hayata atılınca artık oyun bitmiştir, idman ve antrenman son bulmuş, can derdi başlamıştır demektir. Kural tektir: yenmek. “Yenmek”, üstün gelmek.

Bugün de aslında spor geleceğin bir idmanı olmaktan çıkıp şimdiki bir anın gerçek kavgası haline dönüşmüştür. Her şey altüst olmuştur. Artık “oyunu” küçükler değil büyükler oynamaktadır; oyun idman değildir; spor, katılanlar için değildir seyredenler içindir; oyunun kendisi hoş değildir, hoşa giden sağladığı gelirdir.

SPORCUNUN DURUMU VE TÜRKİYE

Zamanımızda spor ve olimpiyat oyunları derken, yavaş yavaş kuralların da unutulduğu ve sporun asıl amacının unutulduğu da görülmektedir. “Fair play” kavramı, yani sportmence davranış, gerçek dışı, romantik ve hatta saflık sayılmaktadır. Yenmek için kuralların çiğnenmesi, şike veya hile yapılmasının normal sayılması bu değişikliğin işaretidir. Doping yapmamış sporcu kalmamışçasına kuşkulu olmamız sporun nasıl farklı bir anlam edindiğini göstermektedir. Ama ne olursa olsun bu fair play da unutulmamalı.

Günümüzde sporun amacı, fizikî olarak başarılı olma. Bunun için yani sporcu sağlığına dikkat edecek, hayatını bir disipline tabi tutacak, yediğine içtiğine, uykusuna dikkat edecek, uzun süreli hesaplar yaparak idmanını da ona göre yapacaktır.  Zorlama sonucu değil, hasma saygı anlayışı ile kurallara uyulacaktır. Hakeme güvensizlik ve itaatsizlik söz konusu olmayacaktır. Sporcular amacın elde edilmesi için canla başla mücadele edeceklerdi. Sonuca ulaşılacaktı. Nitekim de şu anki olimpiyatlarda da bunu çok iyi görüyoruz. Kendi sporcularımız da Londra’da bu şekilde yarışıyorlar. İnşallah kazanmak yanında fair playın de ön plana çıkacağı 2020 olimpiyatlarını da ülkemizde yapma şansı buluruz. Bunu da yapacak gücümüz de var. Şansımız da oldukça fazla…Muharrem KAZER

Hepinize İyi Günler.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: